KAÇAK GELİN--1.BÖLÜM
Aynaya tekrar baktım, Güzel olmuş muydum
gerçekten. Boş versene dedi iç sesim. Güzellik kimin umurunda, başım büyük beladaydı. Sinirle dudaklarımı büzdüm.
Her genç kız düğününü hayal ederdi sanırım. Âmâ benim
tek hayalim özgürlüğümdü. Derin bir iç geçirip tekrar aynaya baktım. Daha sonra
gelinliğimin eteklerini toplayıp cam kenarına yaklaştım ve dışarıda gelenleri
karşılayan evleneceğim adama baktım. Yaşlı sayılmazdı.30ların sonlarındaydı sarı
dökülmeye başlamış saçları olmasa yakışıklı bile sayılabilirdi ama sorun bu
değildi.
Sorun ona karşı hiçbir şey hissetmeyişimdi ve asıl
öfkelendiğim bu evliliğe zorlanmamdı. Damadımın yanındaki babama baktım.50
yaşların ortalarında olmasına rağmen hala çok yakışıklıydı. Tüm heybeti ile herkesi
gölgede bırakıyordu. Beni bu dünyada titreten tek insandı.
Aniden odanın kapısının açılması ile yerimden sıçradım. Sesi duyduğum an gelen kişini kim olduğunu anlamam için arkamı dönmeme
gerek kalmamıştı. Sıkıntıyla sabırlı olmak için ciğerlerime büyük bir oksijen
çektim ve cıvıldayarak konuşan Rebecca’ya döndüm. “Ah demek sonunda hazırsın. Daha
güzel gelinlerde görmüştüm. Abim neden seni seçti bilemiyorum. ”Tiksinircesine bana baktı.
Bense yüzüme sinirli olduğumu göstermesini
umursamadığım donuk bir gülümseme takındım. “Rebecca, ne söyleyeceksen hemen
söyle. Çünkü sana daha ne kadar tahammül edebilirim bilmiyorum ”Elimi abartılı
bir şekilde ağzıma götürüp öğürdüm. “Sanırım, kusmama neden olacaksın.”
İri kahverengi gözleri sinirler açıldı. “Şuna bak,
bizim ailemize girince ilk ne yapacağım biliyor musun, o koca dilini koparacağım. ”Onu umursamadığımı belli edercesine elimi havada salladım.
“Elbette, ben seninkini kopardıktan sonra.”Sinirle homurdandı.
“10 dakika
içinde hazır ol, nedimeler seni almaya gelecek havuç kafa. "İşte şimdi
sinirlenmiştim. Çocukluğumdan beri bana takılan bu lakaptan nefret ediyordum.
Elime ilk geçirdiğim şeyi ona fırlattım. Kapıyı ustaca kapatmıştı. Ona attığım
vazo kapının ardında parçalara ayrılırken, kapının arkasından kahkahasını
duydum. Buna artık daha fazla tahammül edemeyeceğimi anladım ve hızla gidip
kapıyı kilitledim. Benim hayatımdı bu.
Eğer annem hayatta olsaydı asla buna müsaade etmezdi.
Bende kimsenin hayatıma müdahale etmesine izin vermeyecektim. Dizginleri elime
almaya karar verdim. Hızlıca etrafı kolaçan ettim. Büyük yere kadar inen cama
yaklaştım ve açtım. Bahar havasının rüzgârı adeta beni sarmaladı. Topuzumdan
kurtulmuş bir iki saç yüzüme geldi. Tekrar etrafa baktım. Herkes kiliseye
girmişti. O zaman pederin konuşmasından sonra tören başlardı fazla vaktim
yoktu.
Yere baktım ve
ayakkabılarımı ayağımdan çıkarıp tek hamlede çimenlerin üzerine atladım. Uzun
duvağımı koluma sardım ve koştum. Olanca hızımla, ciğerlerim patlayıncaya kadar
koştum. Rüzgâr saçlarımı savuruyor ve kabarık eteğimle koşmamı zorluyordu ama
ben koştum. Her adımda özgürlüğüme yaklaştığımı bilerek ve arkama bakmadan
koştum.
*******
DAMON
Bir gece önce….
El sıkıştıktan sonra yapmış olduğum yüklü
anlaşmaların bile artık beni eskisi kadar tatmin etmediğini anladım. Asansörle
aşağı otoparka inerken bu tatminsizlik duygumu kadınlarında yok edemeyeceğinin
farkındaydım. Yoksa dün akşam ki esmer güzeli ile yaşadıklarımdan sonra
içimdeki boşlukla neden onu otel odasında bırakıp çıkayım ki.
Evet, sorun kadınlarla, işle ya da parayla
çözülmüyordu. Yavaşça gözlerimi yanımdaki kardeşime çevirdim. Bu yaptığımı
hissetmişçesine gülümseyerek bana baktı. “Sonunda doğru kararı vereceğini
biliyordum kardeşim. "dedi gülümseyerek ve beni bu kadar çabuk çözen tek insan
olduğu için yine şaşkınlığımı engelleyemedim.
“Bunu kabul edeceğimi biliyordun. Dostça omzumu sıktı
ve açılan kapıdan dışarı çıktı. Onu takip ettim. “Hayır, kardeşim. Yalnızca
umut ediyordum. Ama kesinlikle doğru bir seçim. Unutma işlerle ben ve Diego ilgileniriz. "Yavaşça başımı salladım. Her zaman bunalmama neden olan kravatımı
söktüm ve arabamın arka koltuğuna attım.
“O zaman otele gidiyorum, sonrada bir araba kiralayıp,
buradan ayrılacağım. Tüm Avrupa’yı gezeceğim ve kafayı toplamış bir halde
döneceğim. Bensiz idare edebilecek misiniz. "Bir kahkaha döküldü Antonio’nun
dudaklarından.
“Kardeşim asıl
sen benim hasretime dayanabilecek misin? "Gülümsedim. Annemin Amerikan aksanı ile
konuştuğuna her zaman komik oluyordu. Annemi düşündüm bir an. O Amerikan güzeli
babamın aklını başından almıştı ve anlattıklarına göre 2haftada evlenmişlerdi. Çok mutlu bir evlilikleri vardı. Ta ki 10 yıl önceki uçak kazasına kadar. Gözlerimi acıyla yumdum.
Elise,onunda benim şanslı kadınım olduğuna nasıl inanmıştım. Kardeşime el sallayıp, hızla arabaya bindim ve otele doğru yol aldım. Yarı Amerikalı olabilirim ama her zaman Yunan kanım ağır
basmıştır. Aileme, işime ve kadınlara düşkünüm ama bir kez oyuna getirildim. Sarışın bir güzel tarafından, acımı kullandı, boşlukta oluşumu ve
bebeği….
Düşünceleri kafamdan uzaklaştırabilmek için başımı
hızla salladım. Otele geldiğimde kapıda arabayı görevliye teslim ettim ve hızlı
adımlarla odama çıktım. Zaten açılmamış olan bavullarıma üzerimdeki takım
elbiseyi çıkarıp ekledim. Sonrada üzerime bir tişört ve altıma kot pantolon
giyip valizimle beraber odadan çıktım. Hızla otelden çıkışımı yaptım ve otele
girerken verdiğim talimat üzerine kapıdaki üstü açık spor arabaya baktım.
Yanımdaki görevliye döndüm. "Bu bir şakamı?”Antonio benim için araç kiralayacağını söylemişti. Bende ona basit bir araç diye uyarıda bulunmuştum. Görevli sözlerimi anlayamamışçasına gözlerime baktı. “Efendim, kardeşiniz gönderdi bu arabayı.”
Sinirlenmemeye çalışarak derin bir nefes aldım. “Sence
üstü açık bir lamborghini ile ne kadar dikkat çekebilirim? Gülümseyerek bana
baktı çelimsiz genç. “Oldukça fazla efendim.”
Homurdanarak konuştum. “Bende öyle tahmin etmiştim.
Şimdi bunu otelin garajına çekin ve o lanet olası kardeşime arabayı aldırmasını
söyleyin. Tabi parçalamamı istemiyorsa ve bana araç kiralama şirketinden, düşük
model, oldukça düşük bir model üstü açık araba kiralayın.”
Genç adamın şaşkınlıkla gözleri daha da açıldı. Ama
ona bakan bakışlarımı görünce hemen toparlandı. "Emredersiniz efendim. "Valizimle beraber koşarcasına içeri girdi. Danışmaya gidip heyecanla bir şeyler anlattı
ve otelin müdürü koşarcasına karşıma geldi.
“Bay Konitopolous, aracınızı beklerken bir şeyler
içmek ister misiniz? "Yapacak başka bir şey yoktu ve müdürün önderliğinde lüks
otelin barına gittim. Bir masaya oturdum ve kendime sek bir viski söyledim.
VALERİA
Günümüz
Artık yokluğumu fark etmiş olmalıydılar. Caddeye
varmıştım ama görünürde tek bir araba dahi geçmiyordu. Daha ne kadar
yürüyebilirdim bilmiyorum.
İleride gördüğüm benzinlik, kesinlikle umut ışığım
olmuştu. Adımlarımı daha da sıklaştırdım, acıyan ayaklarıma aldırmadım.
Benzinliğe varmama çok az kalmıştı ki. Arkamdan araba sesi duydum. Yol kenarındaki
çalıların arkasına sinip baktığımda düğün arabam olan limuzini gördüm ve hızla
kendimi çalılıkların arkasına eğdim. Kalbim öyle hızlı atıyordu ki.
Çalılığın izin verdiği kadar benzinlikte duran arabaya
baktım. Limuzinden önce babam, ardından da nişanlım indi ve benzinlikteki
herkesle tek tek konuşmaya başladılar. Nefes alışlarım hızlanmıştı. Kesinlikle
yakalanacaktım. Biliyorum. Her şey burada sona erecek ve beni zorla pederin
önüne götüreceklerdi. Ama kararımı vermiştim. Eğer zorlama olursa kendimi
öldürürdüm daha iyiydi.
Sanki baban seni kendi elleriyle öldürmeyecekmiş gibi
dedi iç sesim.Gözlerime dolan yaşlara rağmen ağlamamak için savaştım. Anne,
neden beni bırakıp gittin. Seni öyle çok özlüyorum ki. Ellerimle gözlerimi
sildim ve yaşları akmadan yok ettim. Olduğum yere biraz daha sindim. Şimdi her
ikisi de limuzine binmişti ve araç hareket etmeye başladı.
Geri dönmeden uzaklaştı. Şimdi ne yapacaktım. Babam oradaki
adamlara yakalanmam için ödül bile teklif etmiş olabilirdi. Yâda haber
vermeleri için telefonunu bırakmış olabilirdi. Evet, aslen buraya ait değildik
ama babam Rusya’da oldukça tanınan bir iş adamıydı ve gücü neredeyse
sınırsızdı. Tam ben korkuyla sinmiştim ki tekleyerek gelen arabayı fark ettim.
Benzinliğe yanaşmasını seyrettim. Gidip şoförle konuşmayı düşündüm önce ama
bunun iyi bir fikir olmadığına karar verdim. Nede olsa gelinlikle ortada gezen
herkesi otostopla almayabilirdi.
Ayrıca alsa bile bu onun sapık olabileceğini de
gösterebilirdi. Karar vermeliydim ve bu araba ileri gidecekse, gözükmemeliydim.
Çalıların arkasından yavaşça benzinliğe yaklaştım. Kalabalık neredeyse
azalmıştı. Çoğunluk restoran kısmına gitmişti. Arabaya arkadan yaklaştım. Bu
bir 1962 model Chevrolet İmpalaydı. Arabanın sahibi olarak tahmin ettiğim
yapılı adam biraz ilerde biriyle konuşuyordu.
Hava artık batmak üzere olan güneş yüzünden loştu.
Bunu fırsat bilip eteklerimi ve duvağımı toparladım ve kimsenin görmediğine
emin olduktan sonra arabanın tek kapısını açıp yavaşça arka koltuğa geçtim ve
yer kısmına yatarak sabit kaldım. Evet, neyse ki zayıftım yoksa asla buraya
sığamazdım ve nikâhım neyse ki akşamüstüydü. Sanırım şans benden yanaydı.
Bir kaç dakika sonra adam tüm heybeti ile arabanın
kapısını açıp oturdu ve bir an için araba oynadı. Sonra kontağı çevirip arabayı
çalıştırdı. Mayıs ayının hafif meltemi açık arabada beni sardı. Biraz yol
almıştık ki. Üşümeye başladığımı hissettim, straptez ipekten gelinliğim oldukça
inceydi. Durduğum alanda da çok hareket edemiyordum. Bir an titredim ve
ardından hapşırdım. Lanet olsun
10 YIL ÖNCE
YUNANİSTAN
Eve girdiğimde saat gece yarısını çoktan geçiyordu. Annem ve babam özel jetleri ile Amerika’ya gitmişlerdi ve onlar
yokken ev sessiz olurdu. Yılda sadece 1 kez oda evlilik yıldönümlerini
Amerika’da geçirirlerdi ve tanıştıkları restorasyonda yemek yerlerdi.
Kimseyi rahatsız etmeden odama çıkmaya çalışırken
Antonio yolumu kesti. “Kardeşim, bu gece senin sırandı. Demi adını sayıklayarak
uyudu bilgin olsun. ”İşte kahrolası vicdan azabını oraya sokmuştu.
“Üzgünüm Antonio,Söz veriyorum yarın telafi edeceğim. Elini omzuna koyup sıktım. Gülümsedi.
“Telafi edeceğini biliyorum. O yüzden çocuklarla plaj
da sözleştim.”dedi. Demi 8 yaşındaydı ve
annem yokken huysuzlanabiliyordu. Yavaşça önce Demi’nin odasına yöneldim. Mışıl mışıl uyuyordu. Ardından Aleksis’e baktım. Odası savaş alanı gibiydi. Âmâ oda
derin uykudaydı.
Hayatımı seviyordum. Zengin bir Yunanlı ailenin ilk
çocuğu olarak şımartılıyor ve eğlencenin dibini görüyordum. Tam yatmaya
gidecekken Büyükbabamın sesini duydum.
“Klaus”dedi. Tam adım Damon Klaus Konitopolus’tu.Ama
bana Klaus diye seslenen tek kişi büyükbabamdı. Yavaşça ona döndüm. Bana çalışma
odasını gösterdi. Sanırım geç gelmelerimle ilgili bir konuşma yapacaktık. Genelde bu konuşmalar büyükbabamla gergin bir şekilde olur ama çıkışta babam ile
göz göze gelir oda bana göz kırpardı.
Aile kavramı bizde çok önemlidir. Büyükbabam çok değerlidir. Büyükannemi kaybedeli 6 yıl oluyor. Onu çok özlediğini biliyorum. Babamın söylediğine göre çok aşık olarak evlenmişler ve evlendiklerinde hiç paraları yokmuş. Büyükbabam çok çalışkanmış. Kalfalıkla başladığı iş hayatında koca bir
holding kurarak babama teslim etmiş. Tek hayalide eşi ile emeklilik yaşamaktı.
Onu kaybedince çalışma odasına kapanan belirli
zamanlarda otoritesini kullanan biri oldu. Uzun zamandır onu gülümserken bile
gördüğümü anımsamıyorum. Âmâ bizim için çok kıymetli ve saygıdeğerdir ve eğer
sizinle konuşmak istiyorsa gerçekten ama gerçekten çok önemli bir mesele
vardır.
Kaygı ile Antonio’ya baktım. Benden 1 yaş küçük
olmasına rağmen daha olgun olan oydu. Bilmiyorum dercesine omuzlarını silkti. Bende uysalca çalışma odasına yöneldim. İçeri girdiğimde yerine oturmuştu. Büyük çalışma masasının ardında tüm heybeti ile dimdik duruyordu. Bana kapıyı kapatmam için işaret verdi.
Kapıyı kapatıp karşısına oturdum.
“Seni dinliyorum büyükbaba "dedim. Kaşları çatılıydı ve her zamankinden daha bitkin görünüyordu.
“Büyükbaba iyi misin? "dedim endişe ile. Başını hayır
anlamında salladı. Panikle ayaklandım. Eli ile oturmamı işaret etti.
“Klaus,biliyorsun ki babanlar Amerika’ya yola
çıktılar.”
“Evet” dedim. Eli ile alnındaki terleri silerken
ellerinin titrediğini gördüm.
“Büyükbaba "dedim yine. El işareti ile beni susturdu.
“Biraz önce haber geldi. Babanların dedi ve yutkundu. Sonra devam etti …uçağı düşmüş." olduğum yerden hızla doğruldum.
“Ne nasıl yani onlar. ”Büyükbabamın gözünden bir damla
yaş aktı. Olduğum yere yığıldım.
“Tüm haberlerdeler çocukların haberi yok. İstedim ki…”Konuşamıyordu. Boğazı düğümlenmişti. Benimse kalbim sıkışıyordu. Lanet olsun
20 yaşındaydım. Demi 8,Aleksis 10 onların bizden daha çok anne ve babam
ihtiyaçları vardı.
Başımı eğdim ve ellerimle yüzümü kapattım ve
hıçkırarak ağlamaya başladım. Ben o anda tam o anda çocukluktan çıkmıştım. Hepimiz çıkmıştık. Eğer şımaracağınız bir anne ve babanız yoksa artık çocuk
olamazdınız.Kardeşlerim,Tanrım onlar daha çok küçüktü.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder